Skip links

Mide Bandı

Laparoskopik (kapalı) morbid obezite tedavisi (bariatrik cerrahi) aşırı derecede kilolu hastalar için kullanılan bir tedavidir. Laparoskopi, bu iş için özel hazırlanmış bir kamera (laparoskop) ve yine özel hazırlanmış el aletleri yardımı ile, normal ameliyata göre çok daha küçük bir kesiden mideye ulaşmayı sağlayan bir yöntemdir. Açık ameliyatta en az 6-10 cm kesi olurken, laparoskopide 2 adet 10 mm, 2 veya 3 adet te 5 mm kesi olmaktadır. Bunun yanısıra, batına el girmediği için ameliyat sonrası yapışıklıklar, barsak problemleri, enfeksiyon riski ve yara komplikasyonları da daha az görülmektedir. Hastanın ameliyat sonrası dönemi çok daha sorunsuz seyretmekte ve çok daha kısa sürede normal yaşantısına dönebilmektedir. Bu nedenlerle, mide kelepçesi ameliyatları için seçkin yöntem laparoskopidir.

Ayarlanabilir Silikon Mide Bandı (Adjustable Silicone Gastric Band, ASGB), yani popüler ismi ile mide kelepçesi, uzun AR-GE çalışmaları ve cerrahların sürekli daha iyi bir bariatrik yöntem arayışlarının sonucudur. Bariatrik cerrahinin ilk yıllarında silastikten üretilen ve ayarlanamayan bir bandın yaratacağı kısıtlayıcı etkiden faydalanma fikri ile geliştirilmiştir. Amerika’lı bir cerrah olan Dr. Lubomyr Kuzmak 90’ların başında ilk açık ayarlanabilir silikon gastrik bandı uygulamıştır.

1991’de Belçika’lı iki cerrah, Dr. Mitiku Belachew ve M. Legrand Allergan firması ile laparoskopik bariatrik cerrahi tekniği ile ilgili çalışmalara başlamışlar ve Eylül 1993’de ilk laparoskopik ayarlanabilir silikon gastrik band ameliyatını gerçekleştirmişlerdir. Mart 1994’de dünyanın çeşitli ülkelerinden 30 cerrahın katıldığı ilk laparoskopik ayarlanabilir gastrik band workshopu düzenlenmiştir. Bugüne kadar sadece Lap-Band markasının tüm dünyada yaklaşık 350.000 adet kullanıldığı bildirilmiştir.

Bu gelişme ve rakamların da gösterdiği gibi, teknik olarak diğer bariatrik yöntemlere göre kolay uygulanabilir olması, ayarlanabilir olması, vücuda kalıcı ve geri dönüşsüz bir zarar vermemesi, ikincil operasyonlara engel teşkil etmemesi, normal yaşam, hatta gebeliğe sorun oluşturmaması gibi avantajları nedeniyle, mide kelepçesi obezite cerrahisinde ilk seçenek olmaya en uygun yöntem olduğu ileri sürülmektedir.

Bir ayarlanabilir silikon gastrik band yapı olarak 3 farklı kısımdan oluşur. Midenin etrafına yerleştirilen ve şişirilebilir özellikte band kısmı, bağlantıyı sağlayan ince silikon tüp ve dolumlarla sıkılığı ayarlamayı sağlayan ve deri altına yerleştirilen port. Ülkemizde ticari olarak mevcut pek çok band mevcuttur. Bunların en bilinenleri Inamed firmasının ürettiği Lap-Band, Johnson&Johnson’un ürettiği Swedish Band, AMI firmasının ürettiği Minimizer, Midband firmasının ürettiği Midband ve Helioscopie firmasının ürettiği Heliogast’tır.

Bu bandlar arasında küçük teknik farklılıklar dışında yapısal olarak büyük bir fark yoktur. Hepsinin çalışma prensibi aynıdır. Bazıları düşük, bazıları yüksek volümlerle doldurulurlar, bazıları diğerlerine göre biraz daha geniştir, bazılarının portu tamamen silikonla kaplanmıştır vs. Bu teknik özellikler ameliyatta da bazı nüanslara yol açar. Bu nedenle, genelde obezite cerrahlarının çoğu alışık oldukları markaları kullanma eğilimindedir.

Bu bandların hangisinin en iyisi olduğu gibi bir tartışma sonuçsuz kalacaktır. Çünkü hemen hepsi ciddi araştırmalardan sonra üretilmiştir, binlerce vakalık serilerde başarıları ispatlanmıştır, FDA ve CE belgeleri almışlardır. Ancak, ufak teknik detaylar konusunda kimilerinin bazı üstünlükleri olduğu söylenebilir. Sizin açınızdan en önemli husus ise, cerrahınızın sizde hangi bandı kullandığını bilmektir. Çünkü dolum hacmi ve bazı özellikler modele göre değişebilmektedir. Özellikle acil durumlar veya cerrahınız dışında bir bariatrik cerraha dolum yaptırma zorunluluğunda bandınızın markasını bilmeniz çok önemlidir. Bu amaçla bandınıza ait tanıtım kartını cüzdanınızda taşımanızı öneririz.

Laparoskopik olarak batına girildikten sonra, yemek borusu ile midenin bileşke noktasının hemen altından, midenin arkasından bir tünel oluşturularak band buradan geçirilir ve sıkılır. Böylece yemek borusunun hemen altında 25-50 cc kadar alabilen küçük bir poş oluşturulur. Bandın konnektör tüpü derialtına çıkarılır. Burada yine cerrahın tercihleri devreye girer. Kimi cerrah göğüs kemiğinin hemen altına, kimi sol tarafa, kimi göbek üstündeki kesi yerine portu yerleştirir. Bazı cerrahlar portu dikişlerle tespit ederken, ki önerilen budur, bazıları tespite gerek duymazlar. Biz portu sol kaburga altı bölgesine yerleştiriyor ve tespit etmiyoruz.

İlk 1.5-2 ay bandınıza herhangi bir işlem yapılmaz. Zaten hiçbir sıkılaştırma yapılmasa bile, midenin etrafından geçen bandın kısıtlayıcı etkisi ve beslenme düzeninde yapılan değişiklikler bu ilk aylarda da kilo verilmesini sağlar. Daha sonra poliklinik veya ofis şartlarında yapılabilecek basit bir işlemle portunuza bandın özelliğine göre 1-3 cc kadar serum doldurulur. Bu sayede, bandın mideye temas eden çeperi biraz daha daraltılır. İdeal sıkılık hastaya göre değişmekle birlikte, genelde 3 mm açıklık ideal kabul edilir.

Tüm etkinin dolumlardan beklenmesi, yeme alışkanlıklarını değiştirmemekte ısrarcı olunması başarı şansını düşürür. Özellikle erken dönemlerde yapılacak beslenme hataları bandın kaymasına, hatta çıkarılmak zorunda kalınmasına neden olabilir. Herşey yolunda gittiğinde bandınız sayesinde az miktarda gıdayla doyma hissini alarak, açlık çekmeden sağlıklı ve kalıcı kilo kaybetmeniz sağlanır. Ortalama 4-6 kg aylık kayıp normal kabul edilir. Ama çoğu zaman ilk aylarda kayıp daha hızlı olabilmektedir.

Bandınızın batın içinde kalan kısmını hiçbir şekilde hissedemezsiniz. Port ise deri altında olduğundan, özellikle zayıfladıkça elinizle hissedebileceğiniz bir yapıdır. Bunun dışında ilk günlerde hareket kısıtlılığı ve ağrıya yol açsa da, uzun dönemde bandınızla döğüş dışında her türlü sporu yapabilir, yüzebilir, tüple dalabilir ya da uçabilirsiniz. Dışarıdan görülmeyen band sosyal yaşamınızı ve cinsel hayatınızı etkilemez. Komplikasyon gelişmedikçe silikon bandınız sizinle ömür boyu sürecek bir birliktelik için tasarlanmıştır. Yani ideal kilonuza gelince çıkarılması gerekmez.

Mide Kelepçesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Ayarlanabilir gastrik band nasıl yerleştirilir?

Obezite cerrahisinin ilk yıllarında çoğu vakada açık cerrahi yöntemle yerleştirilmekte olan band için, artık laparoskopik yöntem seçilmesi gereken metoddur. İsveç’te ilk 1000 vakalık seride, vakaların 100’ünde laparoskopik yöntem kullanılmıştır. İlk ameliyat 1985’de gerçekleştirilmiştir ve metod giderek gelişmektedir. Bu ameliyatla hastaların % 75’inin cerrahiden sonraki 18 ayda fazla kilolarının % 75 veya daha çoğunu kaybedeceğini öngörmek mümkündür. Yine hastaların pek çoğunda, ameliyattan sonraki 4. yılda kilo 2. yıldakine yakın düzeyde kalmaktadır.

Ameliyatın erken dönemdeki yan etkileri nelerdir?

Kusma

Hastaların çoğu yemek yedikten sonra en az bir iki kez ağrı ve kusma ile karşılaşırlar. Bu durum vakaların çoğunda çok fazla ya da çok hızlı yemekten kaynaklanmaktadır. Eğer yeme yavaş ve sakin olursa, hastalar mideden gelen tokluk sinyallerini algılamayı öğrenirler. Eğer bulantı, ağrı veya kusma olursa yeme derhal durdurulmalıdır. Düzenli kusma ciddi bir belirtidir. Yanlış yeme alışkanlıklarından kaynaklanabildiği gibi, gastrik poşun çıkışının çok dar olmasına bağlı da olabilir. Düzenli kusma oluyorsa mutlaka doktorunuzla bağlantı kurmalı ve problemi çözmelisiniz.

Kabızlık

Pek çok hasta ameliyattan sonra kabızlık problemi yaşamaktadır. Bu durum temel olarak gıda alımı ve feçes miktarının azalmasına, dolayısı ile de barsak hareketlerinin yavaşlamasına bağlıdır. Eğer laksatif gerekirse posa oluşturan bitkisel ilaçlar yerine, laktuloz içeren sıvı laksatifler tercih edilmelidir.

Saç dökülmesi

Pek çok hasta ameliyatı takip eden ilk altı ayda artmış saç dökülmesinden şikayet etmektedir. Bu durum relatif yetersiz beslenmeden kaynaklanabilir. Bununla birlikte, bu durum hiçbir zaman kelliğe kadar gitmez ve normal saç büyümesi zamanla geri döner. Saç dökülmesi banda has bir yan etki değildir, tüm obezite ameliyatlarından sonra görülür.

Ameliyatın olası komplikasyonları nelerdir?

Ayarlanabilir gastrik band (mide kelepçesi) çoğu hasta tarafından iyi tolere edilir. Komplikasyon oranları düşüktür, ama bu hiç komplikasyonu olmadığı anlamına gelmez. Aşağıda bu ameliyata bağlı olarak oluşabilecek komplikasyonların bir listesini bulabilirsiniz.

Enfeksiyon

Az sayıda vakada bandın çıkarılmasını gerektirecek kadar şiddetli enfeksiyon izlenmiştir. Bazen port sisteminin çıkarılmasını gerektiren port enfeksiyonları da gelişebilir. Bu durumlar ameliyatın başarısız olmasına neden olur. Bu komplikasyondan kaçınmak için enjeksiyonlar sırasında steriliteye maksimum özen gösterilmesi gereklidir.

Band Problemleri

Band erken dönemde delinebilir. Günümüzde bandların teknolojik olarak gelişmesi ile bu tarz problemler en aza indirilmiştir. Bandın delinmesi ile hastalar birden kilo almaya başlarlar. Bu durumda hastanın yeniden ameliyat edilmesi ve bandın yenisi ile değiştirilmesi gerekir. Gelişmiş band teknolojisi sayesinde bu tip problemler en aza indirilmiş olsa da, böylesi teknik sorunların yaşanmayacağı hiçbir zaman garanti edilemez.

Band Migrasyonu (Göçü)

Migrasyon bandın mide duvarını yavaş yavaş erozyona uğratması ve mide lümenine geçmesidir. Bu hastalar da hızlı şekilde ameliyat öncesindeki kilolarını alırlar. Swedish band kullanıldığında bu oran % 3 olarak bildirilmektedir. French bandların kullanımı ile bu oran neredeyse sıfıra inmiştir. Ancak yeni nesil ve daha yumuşak bandlar kullanıma yeni girmiştir ve migrasyon ameliyattan sonra en az 18-24 ay sonra ortaya çıkmaktadır. Bandları hızlı şekilde doldurulan ve total volüme çabuk erişen hastalar migrasyon için daha fazla risk altındadır. Doldurma yavaş ve kademeli olmalıdır. Swedish banda 9, French banda 5 ml’nin üstündeki total volümden kaçınılmalıdır. Temel kurallara uyuldukça bu komplikasyon azalacaktır.

Port Problemleri

Vakaların % 4’ünde port problemleri görülmektedir. İki tip port problemi vardır. Bunlardan ilki, portun kayması ve dönmesidir. Kendi etrafında dönerse bu pozisyonda enjeksiyon mümkün olmaz. Bu durumda lokal anestezi altında yapılacak basit bir müdahale ile yeniden yerleştirilmesi gerekir. İkinci problem port yakınlarında bağlantı tüpünün delinmesidir. Bazı vakalarda port üstündeki dokuda aşırı yağ bulunması nedeniyle portun merkezini bulmak çok zor olabilir ve bağlantı tüpü kaza ile delinebilir. Bu olay, bandı şişiren sıvının kaybedilmesine, mide açıklığının genişlemesine ve ardından kilo alımına yol açar. Bu durum da lokal anestezi altında düzeltilebilir. Port yüzeye çekilir, deliği de kapsayacak şekilde küçük bir parça kesilir ve kalan tüp yeniden takılarak port yerine yerleştirilir. Bu problem nedeniyle sistemlerin tasarımı da değiştirilmiştir. Günümüzde bu problemi önlemek için tüpün 2 cm distal kısmı koruyucu bir tabaka ile kaplanmaktadır.

Band dolumu denilen şey nasıl yapılır? Canım acır mı?

Kilo verme hızının takibi sonucunda doktorunuz bandınızın biraz daha sıkılaştırılmasına karar verebilir. Ayarlanabilir silikon gastrik bandın en büyük avantajı sonradan ameliyatsız olarak ayarlanabilmesidir. Bu işlem çoğu doktor tarafından ofis koşullarında, herhangi bir genel ya da lokal anestezi gerektirmeden yapılır. Bazı hekimlerse skopi olanağı olan merkezlerde yapmayı tercih ederler. İdealde, dolumlardan sonra opak madde içerek bir pasaj filmi çekilmesi en uygunudur. Ayarlama sadece portunuza bir enjektörle girilerek yapılır. Bu sırada tüm duyacağınız acı iğne batması kadardır.

Ayarlanabilir mide bandı ameliyatından sonra çocuk sahibi olmak için ne kadar beklemeliyim? Çocuğumu beslemek için gıda alımını nasıl arttırabilirim?

Morbid obezite ameliyatından sonra gebelik ve doğum herhangi bir problem yaratmamaktadır. Ancak, hızlı kilo verme döneminin geçmesi için 6 ay kadar beklemek yararlı olacaktır. Cerrahiden sonra özel bir diyet rejimi yoktur. Kural, bebeğin her zaman ihtiyacı olan şeyi alacağıdır. Sadece, gebelik sırasında fazlaca bulantı kusma olursa, kayma problemini ortadan kaldırmak için bandın indirilmesi gerekebilir.

Ayarlanabilir mide bandının olası komplikasyonları ve ölüm riski beni çok korkutuyor.

Postoperatif komplikasyon riskleri son derece düşüktür. Ancak ülkemizde ne yazık ki medyanın da yanlı tutumu ve yanlış bilgilendirmesi nedeniyle band operasyonları etrafında bir korku çemberi oluşturulmuştur. Oysa bu ameliyatlar ekibimizin haftada 2-6 arasında gerçekleştirdiği ve hastanın 1-2 gün içinde taburcu edildiği ameliyatlardır. Türkiye’de sadece en deneyimli iki hocamızın birkaç bin başarılı vakası vardır. Elbette bir risk vardır, ama caddede araba çarpması riski de her zaman vardır. Asıl önemli olan cerrahinin kendisi değildir. Cerrahi teknik son derece yalın ve deneyimli bir cerrah için kolaydır. Nihai sonucu etkileyen postoperatif takip ve hastanın uyumudur. Bandlarıyla boğuşan hastalar hiçbir zaman uyumlu olanların yakaladığı başarıyı gösteremeyecektir.

Komplikasyonsuz gerçek başarı oranı nedir?

Yaklaşık olarak % 85-90. Başarısızlığın üç nedeni vardır: İlki hastadan kaynaklanan faktörler. Bazı hastalar kalorisi yüksek sıvı gıdalara yüklenmektedir. İkincisi bandın problemleri: (sızıntı, delinme) Üçüncüsü bandın hatalı yerleştirilmesi ya da yer değiştirmesi (Kayma, poş genişlemesi, hatalı yerleştirme)

Cerrahideki komplikasyonlar yatış süresini ne kadar uzatır?

Herşeyin normal seyrettiği bir band ameliyatında yatış süresi 1 gündür. Bazı hastaların taburcu olması 1 haftayı bulabilmektedir. Şiddetli enfeksiyon sonucu genel beden iflası ve solunum ile ilgili ciddi sorunlarda yoğun bakım şartları gerekebilmektedir.

Ameliyata bağlı ölüm oranı nedir?

Avrupa’da 10.000’den fazla uygulanan Swedish band operasyonlarında sadece 1 ölüm bildirilmiştir.

Ameliyattan sonra yara açılması gibi problemler olmakta mıdır?

Yara açılması laparoskopik cerrahiden sonra mümkün değildir. Çünkü delikler zaten çok ufaktır. Açık cerrahiden sonra oran ise % 0.5’tir. Laparoskopik cerrahiden sonra yara enfeksiyonu neredeyse hiç görülmez. Açık cerrahide de bu oran % 0.5’ten azdır.

Cerrahiden sonra iz kalır mı?

Yapılan her keside mutlaka iz kalır. Laparoskopik cerrahiden sonra minimal iz kalmaktadır. Bununla birlikte, 50 kilodan fazla verdiyseniz çoğu zaman bir karın germe operasyonu gerekmektedir. Bu ameliyatta bikini çizgisinin altında yatay ve uzun bir iz kalmaktadır.

Hastanede ne kadar kalmam gerekir? Çalışmaya ne zaman başlayabilirim?

Laparoskopik ameliyatta 1 gece, açık olanda ise 2 gece yatmanız gerekmektedir. Hasta normal şartlarda 3 gün içinde evine döner. Genellikle 10 gün içinde de çalışmaya başlayabilir.

1-2 yıl içinde en az 1 çocuk sahibi olmayı planlıyorum. İnternette okuduğum kadarı ile bir problem olmayacağını düşünüyorum. Normal doğum gerçekleştirmiş hastalar var mı? Uyanık olunması gereken komplikasyonlar nelerdir?

Çocuk sahibi olmak hiçbir şekilde problem yaratmamaktadır. Obezite cerrahisinden sonra doğurganlığın arttığı da bir gerçektir. Ağır obezitenin komplikasyonalrından biri de düzensiz yumurtlama ve düzensiz menstrüel perioddur. Hatta bazı kadınlarda menstrüel period tamamen durmaktadır.

Kilomdan dolayı ayağımda gelişen problem nedeniyle yürüyemiyorum. Kilom 200’ün üstünde. Aynı zamanda astım ve soluma güçlüğü nedeniyle oksijen kullanıyorum. Ayarlanabilir mide bandı bana uyutulmadan takılamaz mı?

Ne yazık ki bu prosedür genel anestezi olmadan yapılamamaktadır. Bu tarz hastaların öncelikle birkaç aylık çok yoğun bir diyet programına alınmaları ve genel sağlık koşullarının düzeltilmesinin ardından opere edilmeleri gerekir. Anormal derecede kilolu hastalarda ilk etapta daha basit olan band ile belli bir miktar kilo kaybı sağlanıp, ardından by-pass yapılabilir.

Mide bandında kullanılan port alerji ya da enfeksiyona yol açar mı?

Çok değişik port tipleri vardır. İlk modeller temel olarak metal ve plastikten üretilmiştir. Günümüzde portların hemen tümünde metal olarak titanyum kullanılmakta, alerjik reaksiyonları önlemek için de kısmen ya da tamamen silikonla kaplanmaktadır. Bu nedenle genellikle portla ilgili yaşanan sorunlar enfeksiyon kökenlidir. Alerji hemen hemen hiç görülmemektedir. Port komplikasyonlarının oranı yaklaşık % 1’dir. Enfeksiyonda yapılması gereken tübün bağlanması, portun dışarı alınması, 2-3 ay sonra tam düzelme sağlanarak başka bir bölgeye yeni bir port yerleştirilmesidir.

Ameliyattan iki ay sonra biraz ağrı hissettim. Doktorumla konuştuğumda safra kesemden kaynaklanabileceğini ve endişe etmememi söyledi. Şu anda bazı gıdaları almaya çekiniyorum. Bu durum sık görülen bir durum mudur?

Yakınlarda yapılan bir konferansta Fransa’dan sunulan bir çalışmada, obezite cerrahisi geçiren hastaların % 20’sinde sonraki 24 ay içinde safra kesesi taşlarının geliştiği gösterilmiştir. Bu çalışmada problem detaylı olarak incelenmiş, hızlı kilo kaybının safra tuzlarının yoğunluğunu değiştirdiği saptanmıştır. Böylece safra kolesterolden süpersatüre (aşırı doymuş) hale gelmekte ve kolesterol kristalize olarak taş oluşumuna neden olmaktadır. Bu durum pek çok hastada görülmekle birlikte, bu konuda daha önce yapılmış böyle kapsamlı bir çalışma ve sayılar yoktur.

Bu durumda tartışmalı bir nokta da, o halde obezite cerrahisi geçiren her hastada otomatik olarak safra kesesinin alınıp alınmamasıdır. Bu sorunun kesin bir yanıtı yoktur. Bu durum elbette % 20 hastada işe yarayacaktır, ama diğer % 80 için bir neden yoktur. Bu nedenle etik olarak karar vermek oldukça güçtür. Öte yandan bazı araştırmacılar da safra kesesinin korunması gerektiğini, ameliyat sonrasında yaşanan sindirim problemlerinin bu sayede hafifleyeceğini bildirmektedir. Kısacası bu konuda son söz henüz söylenmemiştir.

Uzun vadede başarı oranları nasıldır?

Değişik prosedürlerle yapılan çok sayıda çalışmada farklı sonuçlar bildirilmiştir. Bilinmesi gereken hiçbir zaman % 100 başarı garantisinin olmadığıdır.

Açık cerrahi operasyonda kesinin uzunluğu ne kadardır?

Normal açık ameliyatlarda insizyon orta hatta ve yaklaşık göbeğe kadardır. Son geliştirilen tekniklerle 4-5 cm kesi ile band operasyonu mümkün olmaktadır. Aslında kesi izi çok da dert edilmemelidir, çünkü aşırı kilo verme sonrası zaten çoğunlukla ikincil bir estetik operasyon, yani karın germe gerekecektir. Bu ameliyatta eski ameliyat izleride ortadan kaldırılabilmektedir.

Vücut kilo vermeyi durdurması gerektiğini nasıl bilmektedir. (Anoreksi hastası gibi görünmek istemem de..)

Gıda evinizi ısıtmakta kullandığınız gaza benzer. Ne kadar büyük eviniz varsa onu ısıtmak için o kadar fazla gaza ihtiyacınız vardır. Bu nedenle, beden er ya da geç kararlı kiloya ve bir dengeye erişmektedir. Aldığınız kalori miktarı vücudunuzun yaktığına eşit olana kadar kilo vermeye devam edeceksiniz. İhtiyacınızdan daha az almaya başladığınızda kilo vermeniz duracaktır. Deneyimlerimizle ne kadar barsağın dolaşım dışında kalması gerektiği bilinmektedir.

Daha önceki ameliyatlarımdan kalan yapışıklıkları da ayırıyor musunuz?

Batının açıldığı her ameliyatta mutlaka yapışıklıklar oluşur. Bunlar her seferinde giderek kalınlaşır. Ne kadar yapışıklık ayırırsanız, o kadar daha kalın yapışıklıklara yol açarsınız. Yani yapışıklıkların temizlenmesi daha beter yapışıklıklara zemin hazırlar. Bu nedenle, mümkün olduğundan daha fazla yapışıklığa dokunmuyor ve dokuya azami saygı gösteriyoruz. Çünkü cerrahide ne kadar kibar olunursa o kadar az yapışıklıklar oluşur.

Bir arkadaşım şu anda varolan reflü ve yanmamın, ameliyattan sonra, tavsiye edildiği gibi protein alsam ve aşırı küçük porsiyonlarla yesem de, şimdikinin en az 10 katı olacağını söyledi. Doğru mu?

Göğüs duvarı arkasında yanma mide sıvısının özofagusa reflüsünden kaynaklanır. Mide sıvısının içinde bulunan asit midenin her yerinde üretilmez. Pariethal hücreler olarak adlandırılan hücrelerden salınır. Bu hücrelerin üst sınırı gastroözofageal bileşkenin yaklaşık 5 cm uzağıdır. Band bu hücrelerin sınırının üzerine konulmaktadır. Bu, pratik olarak bandın aslında asidin yemek borusuna reflüsünü engellediği anlamına gelir. İkinci önemli faktör ise hiatusun (diafragmdaki özofagusun göğüs boşluğuna girdiği açıklık) durumudur. Pek çok kişide hiatus sağlamdır ve gastrik sıvının özofagusa kaçmasına izin vermez.

Pek çok obez hastada ise hiatus kasları gevşek hale gelir ve aslında reflü obezitenin bir komplikasyonudur. Gastrik band ameliyatı uyguladığımızda sıklıkla birkaç dikişle hiatus kaslarını da sağlamlaştırıyoruz. Bu iki faktörün sonucunda özofageal reflüsü olan pek çok obez hastada, ameliyat sonrasında belirtilerin hafiflediğini ve kaybolduğunu görüyoruz. İleri dönemde bandın dislokasyonu ile reflü hastalığı nüksedebilir. Eğer band aşağıya kayarsa pariethal hücrelerin üst sınırının altına inmiş olur ve bandın üzerinde üretilen asid reflüye neden olur. Günümüzde bandın kayması sütürlerle engellenerek bu durum oldukça azaltılmıştır.

Eğer hamile kalırsam bebeğim benden yeterince besin alabilecek mi?

Kesinlikle evet. Üstelik ameliyat sonrası gebe kalmanız daha da kolaylaşacak ve kan şekeriniz düzene gireceğinden bebeğiniz daha sağlıklı olacaktır.

Saçlarım dökülecek mi?

Başlarda hızlı bir saç dökülmesi yaşayabilirsiniz. Fakat kilonuz dengeye geldikten sonra bu durum normale dönecektir.

Cildimde sarkmalar olacak mı? Daha sonra bir estetik operasyon gerekecek mi?

Vereceğiniz kilo miktarı ile orantılı olarak muhtemelen bir karın germe ameliyatı gerekecektir.

Cerrahiden ne kadar sonra egzersiz yapmaya başlayabilirim? 2 haftada çalışmaya dönebilir miyim?

Mümkün olan en erken dönemde ağırlığı yavaş yavaş arttırılacak şekilde egzersiz yapabilirsiniz. 4 hafta içinde her şey normale dönecektir. Çalışma için, 2 veya daha gerçekçi tahminle 3 hafta yeterli olacaktır.

Lap-Band, Heliogast gibi bandlarla Swedish bandın dolum özellikleri aynı mıdır? Sadece serum mu yoksa kontrast madde mi kullanıyorsunuz?

Normal serumla doldurmak ile radyoopak madde ile doldurmak arasında büyük fark yoktur. Sonuç aynıdır. Fark sadece X-ray de bandın görünmesini isteyip istemediğinizdir. Gerçekte, dolum için skopi zorunluluğu da yoktur. Ancak bazı doktorlar dolumu radyoloji ünitesinde skopi eşliğinde yapmayı daha uygun bulmaktadır. Açıkçası ben de öyle düşünenlerdenim.

Ayarlanabilir gastrik band ameliyatından sonra bir süre sadece sıvı gıdalarla beslenebileceğimi ve çok az miktarda alabileceğimi duydum. Bu su ve diğer içecekleri ilelebet küçük miktarlarda içebileceğim anlamına mı geliyor? Yoksa bir bardak suyu normal şekilde içebilir miyim?

Hayır, bu durum sadece ameliyat sonrası 3-4 hafta için geçerlidir. Daha sonra bir seferde daha fazla içebilirsiniz. Bununla birlikte bir bardak sıvıyı aniden içtiğinizde ve özellikle soğuksa sizi rahatsız edecektir. Obezite cerrahisinin anahtar kelimesi ılımlı ve dengeli olmaktır.

Sjögren’s Sendromu hastasıyım. Bu obezite cerrahisi için engel midir?

Genellikle hayır. Bazı vakalar yüksek doz steroid almaktadır ve ilaç kullanımı bir problem olabilir. Her vaka hastalığının ağırlığı, kullandığı ilaçlar gibi faktörlerle birlikte bireysel oalrak değerlendirilmelidir.

Bazıları hedeflediğim kiloya geldikten sonra ve daha fazla kilo vermem gerekmiyorsa portun ve bağlantı tüpünün çekilerek bandın yerinde bırakılacağını söylüyor. Doğru mu?

Hem evet, hem hayır. Portu çekip tüpü de boşaltırsanız artık bandı ayarlayamazsınız. Bunu yapmak için tekrar port yerleştirmeniz gerekir. Biz bunu yapmıyoruz.

Ben kompulsiv eater denilen sürekli ve takıntılı yiyicilerdenim. Bu grupta, kompulsif olmayan fakat devasa öğünler yiyenlere göre başarı şansı nasıldır? Bandın bende işe yaramayacağından korkuyorum, çünkü benim en kötü takıntılarımdan biri sürekli dondurma yemek ki, bandın onu durdurması da zor herhalde..

Bu grupta sonuçlar daha başarısız olabilir. Fakat kural değildir. Böyle olup, başarılı olan hastalarımız da vardır.