Skip links

İntragastrik Balon Uygulamalarının Tarihçesi

İntragastrik Balon Uygulamalarının Tarihçesi
Morbid obes hastaların çoğu uzun süredir diyet, egzersiz, çeşitli bitkisel ve kimyasal ilaçlar gibi yöntemlerle kilo vermeye çalışmış; genellikle de bu konuda kısmen veya tamamen başarısız olmuş hastalardır. Temelde çoğunun esas sorunu kilo kaybının devamlılığını sağlayamamak ya da verilen kiloların hızla tekrar alınmasıdır. Bu nedenle onların kilo sorunlarını çözmek için farklı tedavi metodlarına başvurmak gerekir.
Bu metodlardan birisi ve en popüler olanı da intragastrik balon uygulaması, yani mideye bir balonun yerleştirilmesidir. Balon tedavisinin avantajlarının başında gelen, uygulamanın outpatient (yani hastanede kalmayı gerektirmeyen, ayaktan uygulanabilen) bir uygulama olmasıdır. Bu tedaviye kalori kısıtlayıcı diyet, egzersiz ve davranış tedavisi de eklendiğinde oldukça başarılı sonuçlara ulaşılmaktadır. İntragastrik balonun etki mekanizması gastrik fitobezoarlar (midede şişen kimyasal ve bitkisel maddeler) gibi mide içinde bir kitle etkisi oluşturması, çabuk doyma hissine ve iştahta azalmaya neden olmasıdır.
İlk kez 1979’da Wilkinson uzun süreli kilo kaybı sağlayabilmek için intragastrik balon uygulamasını önermiştir. 1980’de Percival bir intragastrik balonu nazogastrik sondanın ucuna bağlayıp nazal yolla yutturarak mideye yerleştirmiştir. Daha sonra balon bir kateter yardımıyla 200 ml hava ve 150-200 ml suyla şişirilmektedir. Bu kateter yanak veya burun deliğine yapıştırılarak sabitlenmektedir. Kateterin dışta kalan kısmı hastalar için rahatsız edici olmakla birlikte, görülebilir ve müdahale edilebilir olması avantajlı kısmıdır. Percival’in hastaları kısa sürede az yemeyi öğrenmişlerdir. Hastalar diyet ve davranış tedavisinin de eklenmesi ile yeni bir yaşam tarzı oluşturmaktadır. Percival 200 hasta rapor etmiş ancak kilo kayıpları hakkında bilgi vermemiştir. İntragastrik balon 1 hastada gastrik erozyona (mide mukozasının aşınması) bağlı kanama nedeniyle çıkarılmış, 1 hastada ise ince barsak tıkanıklığı gelişmiştir.
Çeşitli ülkelerde bu konuda çalışmalar yürütülmeye devam edilmiştir. 1985-1986 yılları arasında 202 hastada Ballobes intragastrik balon uygulanmıştır. Balonların % 4’ü ilk 16 haftada , % 31’i ise 16-32 haftalar arasında inmiştir. Bu nedenle balonların 3-4 ay sonra çıkarılması önerilmektedir. Balon hava ile doluyken ortalama haftada 0.5-1 kg kayıp tespit edilmiş olup, kilo kaybını artırmak için diyet ve davranış tedavisiyle mutlaka kombine edilmesi önerilmektedir. Avustralya’da Ballobes balonuna bağlı akut kusma vakaları görülmüş, bunların genellikle Helicobacter pylori (midede bulunup, ülser ve gastrite yol açtığı saptanmış olan bir bakteri türü..) (+) olanlarda olduğu tespit edilmiştir. Bunun nedeninin Hp’nin gastrit ve enfeksiyonu artırıcı etkisi olduğu düşünülmektedir. Knut Kolle Ballobes balonlarından Norveç’te 160 hastaya uyguladığını ve ortalama haftada 0.8 kg kilo kaybı olduğunu rapor etmiştir.
Taylor, Manchester’da armut şekilli, silikon, valvli intragastrik balon kullanmış; bu balon 500 ml Dextran 40 ve radyoopak sıvı ile şişirilmiştir. 6 aylık takipte hastaların 1/3’ünde erken başlayan tokluk hissi oluşmuştur. Hastalar 800 Kcal.’lik diyetle haftada 0.2 kg kaybederken, bu balonla kombine edildiğinde 0.5 kg kaybetmişlerdir. Balonda kendiliğinden gelişen sönme sadece 5 hastada görülmüştür.
ABD’de 1985 yılında Garren Edwards Gastric Bubbles (American Edwards Laboratories, P.O. Box 1150, Santa Ana, California) üretilmiş ve FDA onayı almıştır. Bu balon poliüretan bir silindirden yapılmakta ve merkezinde dar bir kanülden oluşmaktadır. Hastaya bu balon konulmadan önce midenin normal olduğunu tespit etmek için özofagogastroskopi yapılmaktadır. Nazogastrik tüpün ucuna sıkıştırılarak tespit edilen balon, oral yolla mideye gönderilmekte ve daha sonra kanül vasıtasıyla 210 ml havayla şişirilmektedir. Daha sonra gastroskopi yapılarak balonun yeri ve şişkinliği kontrol edilmektedir.
Hastalara ilk 5-7 gün 500-700 cal sıvı diyet verilmekte, daha sonra bu miktar 800-1000 cal’ye çıkartılmaktadır. Tüm bu işlemler hafif bir sedasyon (sakinleştirme) altında topikal ve outpatient olarak yapılabilmektedir. Çıkarılma işlemi sırasında hastaya gastroskopi yapılmakta ve balon patlatılarak ağız yoluyla çıkartılmaktadır.
Hastada aktif ülser, büyük hiatal herni (mide fıtığı), geçirilmiş mide ve barsak operasyonu varsa bu işlemin yapılmamalıdır. Diyet olarak hastalara kafein ve alkol kısıtlaması yapılmaktadır. Yemeklerden sonra antiasid ve H2 reseptör blokerleri verilebilir. Aspirin, antienflamatuar ve antikuagulan (kan sulandırıcı) kullanımı ise yasaktır.
Bu işlem normal kilonun %20 üzerinde olan tüm hastalara uygulanabilmektedir. Tatmin edici sonuçlar genellikle 4-12 hafta arasında rapor edilmektedir. Literatürde kendiliğinden inen intragastrik balona bağlı barsak obstrüksiyonu vakaları da bildirilmektedir. Daha önceleri FDA tarafından balonun kalış süresi 4 ay olarak belirlenmekteyken, bu komplikasyonlar nedeniyle bu süre 3 aya indirilmiştir. Heliosphere’de ise bu süre 6 ay olarak belirlenmiştir.
1985-1986 yılları arasında American Edwards Company’nin rapor ettiği balon yerleştirilen 20.000 hastadaki komplikasyonlar aşağıdaki gibidir:
TAKILIRKEN OLUŞAN KOMPLİKASYONLAR
SAYI
Cerrahi gerektiren farenks perforasyonu
1
Cerrahi gerektiren özofagus perforasyonu
3
Cerrahi gerektirmeyen özofagus yaralanması
4
ÇIKARILIRKEN OLUŞAN KOMPLİKASYONLAR
SAYI
Cerrahi gerektiren özefagus perforasyonu
1
Aspirasyon pnömonisi
1
İnmiş balonun meydana getirdiği, cerrahi barsak obstrüksiyonu
79
Ölüm
1
Ülser
53
Mide perforasyonu
1
Tablo: American Edwards Laboratories’in rapor ettiği vakalar
1986 yılında INAMED firması ilk kez Fred C. Gau tarafından kullanılan Silikon İntragastrik Balonu (SIB) üretmiştir. Ocak 1996 yılında SIB Bio Enterics Corporation (BEC) firmasına geçerek isim değişikliğine uğramış ve Bio Enterics İntragastric Balon (BIB) ismini almıştır. BIB sistemi Metropolitan Hayat Sigortasının 1983’de yayınladığı ideal kilo tablosuna göre, % 40’ın üzerindeki hastaların kilo vermesi amacıyla kullanıma girmiştir.
BIB mekanik olarak midede dolgunluk hissini sağlayarak yemek alımını azaltmakta ve hastada aynı zamanda yeni diyet ve davranış tedavisinin oluşmasını sağlamaktadır. BIB’i kullanan kişiler özel diyetleri kullanmadan, normal yemek yiyerek zayıflayabilmektedir. BIB sistemi mideye yerleştirildikten sonra serum fizyolojikle şişirilerek yapay bir mide bezoarı gibi davranmaktadır. SIB ve BIB sistemleri yüzeylerinin yumuşak olması ve herhangi bir dış çıkıntısının olmaması nedeniyle gastrik mukozayı irite etmemekte ve ülser oluşturmamaktadır. BIB sistemi bir balon ve yerleştirici bir kateterden oluşmaktadır. Bu balon şiştiğinde daha sferik, indiğinde ise özofagustan kolayca geçebilen ince bir kılıf halini almaktadır.
FDA 1992’de INAMED’e Prof. Dr. Lisabeth Mathus-Vligen (Hollanda) başkanlığında klinik deneme için onay vermiştir (SIB-002A protokol). 1997’de 2 yıllık çalışmaların sonuçları yayınlanmıştır. Bu çalışmada 43 hasta birinci yıl balon konularak, ikinci yıl balon konulmadan takip edilmiştir. Ayrıca tedaviye enerji kısıtlayıcı diyet ve davranış tedavisi eklenmiştir. Hastalar birinci yılda ortalama 26.3 kg, ikinci yılda 14.7 kg kaybetmiştir. Balona bağlı komplikasyon olarak 1 gastrik hemoraji, 1 balonda spontan inme, 2 balonda inme sonrası barsaklardan atılma, 3 gastrik erozyon tespit edilmiştir.
İngiltere’de Dr. Ali Majeed 16 hastaya 18 SIB kullanmış; hastaların ortalama kilosu 140 kg, ortalama BMI 47.8 olarak tespit edilmiştir. Hastalar ilk 4-8 haftada 2 kg kaybetmiş, 8-26. haftalar arasında bu miktar 0.75 kg düşmüştür. Bu sürenin sonunda ortalama BMI 41.6’ya gerilemiştir. Bir hastada ağır gastroözofageal reflü tespit edildiğinden balon çıkartılmıştır. 25-58. haftalar arasında 11 balondan 9’nun inerek barsağa geçtiği görülmüştür. Otöre göre SIB efektif, nonoperatif bir yöntem olarak cerrahiye aday aşırı obez hastaların operasyon öncesi kilo vermelerini sağlamak amacıyla kullanılabilmektedir.
Dr. R. Baratta ve arkadaşları 26 hastaya BioEnterics LAP-BAND , 10 hastaya BIB kullanmış ve 4 ay takip etmiştir. BIB takılan 1 hastada 4. ayın sonunda balon spontan inmiş, BIB takılan tüm hastalarda ilk hafta mide bulantısı ve kusma şikayetleri görülmüştür. İlk 2 ay her iki grupta kilo verme oranı aynı olarak tespit edilmiş, 3. ve 4. ayda LAP-BAND hastaları daha fazla kilo kaybetmişlerdir. Otör ilk 3 ayda LAP-BAND ve BIB’in kilo vermede aynı etkiyi gösterdiği sonucuna varmıştır.
Dr. A. Biondi ve arkadaşları 15’er hastaya laparoskopik yöntemle silikon özofagogastrik band ve BIB kullanmış, balonu 500 cc serum fizyolojikle şişirmişlerdir. Laparoskopik band takılan 2 hastada pauch dilatasyonu gelişmesi sonucu band çıkartılmış ve hasta tekrar opere edilmiştir. BIB kullanılan grupta komplikasyon gelişmezken, 6 aylık sürede laparoskopik band kullanılan grupta ortalama kilo kaybı 14.94 kg, BIB kullanılan grupta ise 10.49 kg olarak tespit edilmiştir. Otöre göre uzun süreli kalıcı kilo kaybı sağlanması cerrahi prosedürde daha tatmin edicidir.
Dr. DeLuca ve arkadaşları 19 hastaya 27 BIB kullanmışlar, hastaların ortalama ağırlığı 134.8 kg, ortalama BMI 47.9 olarak tespit edilmiştir. 3-6 aylık takiplerde ortalama kilo kaybı 10.7 kg, BMI 43.4 bulunmuştur. 2 hastada komplikasyon olarak balon spontan inmiş ve barsağa geçmiştir. Otöre göre hastaya BIB’le beraber enerji kısıtlayıcı diyet uygulandığında bu süre içerisinde ortalama 25 kg kaybedilebilmektedir. BIB, BMI’ı 30’un üzerinde olan, diyete ve farmakolojik tedaviye uyum sağlayamayanlarda uygun bir tedavi alternatifidir. Aynı zamanda kardiyopatili, tip II DM’lu, artrozlu ve cerrahi olarak riskli grupta bulunan süper morbid obes hastalarda da uygulanabilmektedir.
Dr. Galloro ve arkadaşları BIB kullandıkları hastalarla ilgili komplikasyonları yayınlamışlardır. 18 aylık periyodda 24 hastaya 32 balon takılmıştır. Ortalama tedavi 5 ay sürmüş, 2 hastada balon spontan inmiş ve barsağa geçmiştir. Otöre göre hastanın endoskopisinde Helicobacter Pylori (Hp) ve peptik hastalık tespit edilmesi rölatif kontrendikasyon olup bunun BIB sistemi takılmadan önce tedavi edilmesi gerekmektedir. Hastada özofagus ve farenksle ilgili yapısal anomaliler, büyük hiatal herni, üst GİS kanama hikayesinin bulunması, konjenital anomaliler ve daha önce geçirilmiş operasyonların bulunması BIB sisteminin takılması için kesin kontrendikasyonları oluşturmaktadır.
Dr. Luppa ve arkadaşları 14 hastayı BIB’le tedavi etmiştir. En sık görülen komplikasyonlar kusma ve mide bulantısı(%64), abdominal kramp(%21), sık geğirme(%21), ishal(%14) dir. 4 ayda 2 hastada balonda spontan inme ve barsağa geçme tespit edilmiş olup başka komplikasyon görülmemiştir.
Sonuç olarak, BIB sistemi 3-6 aylık dönemler halinde kullanılmaktadır, daha uzun süreli kullanımı önerilmemektedir. Uzun süre kullanıldığında mide asit içeriği balonun inmesine neden olmaktadır. 3 aydan uzun süre kullanılacaksa mutlaka değiştirilmelidir. BIB sistemiyle beraber mutlaka diyet ve davranış tedavisi beraber uygulanmalıdır. Hastanın ne kadar kilo vereceği kişiye göre değişmektedir. BIB sistemi laparoskopik mide bandına alternatif bir tedavi metodu değildir. Obes kişilerde balon çıkartıldıktan sonra diğer cerrahi yöntemlere göre daha hızlı kilo alınmaktadır. BIB sistemiyle, aşırı kilolu kişilerde (BMI> 60) elektif obezite cerrahisi öncesi kullanılarak daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
Kaynak: Obezitecerrahisi.com

Yorum yaz

Bitnami